Başlık biraz ürkütücü olabilir
ama gerçekten yüksek tansiyon gizli katildir.
Birçoğumuzun farkında bile olmadığı
ve hayatımızı ciddi şekilde tehdit eden hipertansiyon!
Kalp hastalıklarından tüm dünya da
yüksek oranda ölüm meydana gelmektedir.
Kalp damar hastalıklarından ölüm
1.sıradadır. Hipertansiyon dünya sağlık örgütüne göre
(WHO) en öldürücü üçüncü hastalıktır.
İnme, kalp yetersizliği, miyokard
infarktörü perifenik damar hastalık ve son dönem böbrek
yetmezliği gibi kardiyovasküler hastalıklar için hipertansiyon en
yaygın düzeltilebilir risk faktörüdür.
Hipertansiyonda 3 adet hedef organ
vardır. Bunlar; beyin, kalp ve böbreklerdir. Kontrol altına
alınmayan ve uygun tedavi görmeyen hastalıklarda hipertansiyon
beyinde hasar yaparak felçlere ve beyin kanamalarına, kalbe de
hasar yaparak kalp krizlerine, kalp büyümesine ve ritm
bozukluklarına, böbrekler de hasar yaparak böbrek yetmezliğine
sebep olmaktadır.
Felç veya inme yaptığında ömür
boyu malul bir insan, kalp krizi yaptığında yaşam boyu normal
performansı düşük bir kişi, böbrek yetersizliği yaptığında
hemodiyalize bağlı yaşam kalitesi en düşük seviyede kişilere
sebep olmaktadır. Halbuki yüksek tansiyon iyi kontrol edilirse kişi
tüm yaşamını sağlıklı bir şekilde devam ettirmekte ve yaşam
kalitesinde en ufak bir düşüş olmadan, mutlu yaşama şansına
sahip olmaktadır.
Yoğun bakıma yatan hastaların
%50’sinden fazlasında neden, kontrol altına alınamayan yüksek
tansiyondur.
Gelişmiş ülkelerde dahil yüksek
tansiyonlu hastaların %50’si hastalığını bilmemektedir.
Bilenlerin %50’si düzenli ilaç kullanmamaktadır.
İlaç kullananların da %50’si uygun
tedavi görmemektedir. Bundan çıkan; tansiyon hastalarının sadece
%12.5’inin uygun takip ve tedavilerinin yapılmadığıdır.
Tansiyon tedavisi kişinin yaşına,
cinsiyetine, komplikasyonu veya başka hastalıkların olmamasına
göre değişiklik gösterir. Asla benim tansiyonuma bu ilaç iyi
geldi, sende bunu dene diye tavsiye edilen ilacı kullanmamalıdır.
Mutlak suretle öncelikle uzman bir
hekim tarafından ön tetkikler yapılmalı, müteaddit depolar
tansiyon ölçülmeli, gerekirse tansiyon holteri takılarak kişi en
az 2 saat izlenmeli ve tedavi planı buna göre yazılmalıdır.
Yüksek tansiyonluların çoğunluğunda eşlik eden şeker
hastalığı, kolesterol yüksekliği gibi hastalıklar beraber
bulunur. Bunlara artık metabolik sendrom denmektedir.
Daha açık bir ifade ile hipertansiyon
metabolizma bozukluğu, obezite yani şişmanlıkla birlikte ise
metabolik sendrom olarak değerlendirilir ve daha komplike bir tedavi
gerekir.
Gelişmiş ülkelerde yetişkinlerde
hipertansiyon görülme oranı %25-55 arasındadır.
Avrupa ülkelerinde, ABD ve Kanada
%44.2 iken, Kuzey Amerika’da %27.6 bulunmuştur.
Ülkemize yapılan çalışmalarda
erişkin nüfusta oran %33.7 bulunmuştur. Yaş ilerledikçe oran %40
‘ların üzerine çıkmaktadır. 70’li yaşlardan sonra bu oran
%60’ların üzerine çıkmaktadır.
Ortalama yaşam süreleri tıptaki
gelişmelere ve yeni tedavi metodları ile arttığını, erkeklerde
76, kadınlarda 80’lerin üzerine çıktığını düşünerek tek
bir gün her canlı hipertansiyonu tadacaktır diyebiliriz.
Hepimizi bu kadar etkileyen
hipertansiyon sebebi nedir diye sorular çok olur. %50 si esansiyel
hipertansiyon dediğimiz sebebi bilinmeyen tansiyondur. Burada
genetik miras en önemli sebeptir. %10 u ise renorolküler veya bazı
böbrek veya böbrek üstü bezlerine bağlı sebeplerdir.
Hipertansiyon demek için kişinin
tansiyonu nedir diye bir soruda akla gelebilir.
Normal kan basıncı yani tansiyon
düzeni 120/80 mmHg altıdır. Yani büyük tansiyon 120 mmHg, küçük
tansiyon 80 mmHg dir. Örneğin; 130/85 mmHg nin üzerinde tansiyon
takibe alınmalı ve yakından izlenmesi gereken bir seviyedir. Bu
seviyede hemen medikal tedavi gerekeli değildir. Öncelikle yaşam
biçimi değişikliği gereklidir. Sigara kullanan bir tansiyon
hastası adayının hemen sigarayı bırakması, kilo fazlası varsa
zayıflatılması, stresi varsa bununla baş etmeyi öğretilmesi,
eşlik eden diabet veya kolesterol yüksekliği varsa sıkı bir
diyet verilmesi, hepsinden önemlisi tuzun kesilmesi gereklidir. Tuz
en zararlı besindir. Maalesef ülkemizde tuz tüketimi gelişmiş
ülkelere göre çok yüksektir. Avrupa da günlük tuz tüketimi 6
gr iken bizde 18 gr dır. Sağlık bakanlığının sigara
kullanımından sonra, restoranlarda tuz yasağını getirmesi çok
olumlu bir gelişmedir. Erişkinlerin günlük besinleriyle
(sebze-meyve-et-balık-ekmek gibi) aldıkları tuz yeterlidir.
Kesinlikle ilave tuz kullanılmamalıdır.
Tansiyonun en dikkatle tedavi edilmesi
gereken bir başka durum da hamilelik dönemidir. Gebelikte yüksek
tansiyon preaklamu ve eklampsiye sebep olarak, hem annenin hem de
bebeğin yaşamını tehtid etmektedir. Hamileliklerde tuz
kısıtlaması çok önemlidir. Hamilelikte ilaç kullanımı da çok
kısıtlıdır. Birçok tansiyon ilacı fetus’a zararlı
olmaktadır. Mutlaka uzman hekim kontrolünde takip ve tedavi
edilmelidir. Kontrol altına alınmasında sıkıntı olduğunda
erken sezaryanı düşünmek gerekebilir.
Tansiyon bu kadar yaygın görülmesine
ve çok ciddi organ hasarları yapmasına karşılık, kendini tedavi
eden ve hem sosyal hayatını hem de yaşam süresini olumsuz
etkilemeden kontrol edebilen ve düzeltilebilen bir hastalıktır.
Tedavi seçenekleri çok fazladır. Ama ilaç tedavisine başlamadan
önce veya ilaç tedavime başlansa da ilk yapılacak şey yaşam
stili değişikliğidir.
- Kilo vermek
- Diyette tuz kısıtlanması
- Fiziksel aktivitede
- Alkol tüketiminin kısıtlanması
- Sigaranın kesinlikle bırakılması
- Meyve ve sebzelerden zengin doymuş ve yağ oranı düşük diyet uygulanması gerekir.
Tedavide 1970’li yıllarda idrar
söktürücüler, 1980’li yıllarda özellikle kalbi koruyucu
özelliği olan ilaçlar, 1990’lı yıllarda böbrek koruyucu
özelliği ön planda olan ilaçlar, 2000’li yıllarda gerek
kardial gerek böbrek koruyucu özelliği olan ilaçlar kullanılmış
ve kullanılmaya devam edilmektedir.
Yazımın başında da bahsettiğim
gibi hipertansiyon tedavisi kişiye özeldir. Erkeklerde tercih
edilen, kadınlarda tercih edilen ilaçlar, kalp hızı fazla olan
veya kalp hızı az olan kişilerde ilaçlar farklıdır. Her ilacın
etkisi ve yan etkileri farklıdır. Seçimi uzman hekimlere bırakmak
gerekir.
Tüm hastalarımıza ve okurlarımıza
normal tansiyonlu, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam diliyorum…
