1 Nisan 2014 Salı

Başlık biraz ürkütücü olabilir ama gerçekten yüksek tansiyon gizli katildir.

Birçoğumuzun farkında bile olmadığı ve hayatımızı ciddi şekilde tehdit eden hipertansiyon!
Kalp hastalıklarından tüm dünya da yüksek oranda ölüm meydana gelmektedir.
Kalp damar hastalıklarından ölüm 1.sıradadır. Hipertansiyon dünya sağlık örgütüne göre (WHO) en öldürücü üçüncü hastalıktır.

İnme, kalp yetersizliği, miyokard infarktörü perifenik damar hastalık ve son dönem böbrek yetmezliği gibi kardiyovasküler hastalıklar için hipertansiyon en yaygın düzeltilebilir risk faktörüdür.

Hipertansiyonda 3 adet hedef organ vardır. Bunlar; beyin, kalp ve böbreklerdir. Kontrol altına alınmayan ve uygun tedavi görmeyen hastalıklarda hipertansiyon beyinde hasar yaparak felçlere ve beyin kanamalarına, kalbe de hasar yaparak kalp krizlerine, kalp büyümesine ve ritm bozukluklarına, böbrekler de hasar yaparak böbrek yetmezliğine sebep olmaktadır.

Felç veya inme yaptığında ömür boyu malul bir insan, kalp krizi yaptığında yaşam boyu normal performansı düşük bir kişi, böbrek yetersizliği yaptığında hemodiyalize bağlı yaşam kalitesi en düşük seviyede kişilere sebep olmaktadır. Halbuki yüksek tansiyon iyi kontrol edilirse kişi tüm yaşamını sağlıklı bir şekilde devam ettirmekte ve yaşam kalitesinde en ufak bir düşüş olmadan, mutlu yaşama şansına sahip olmaktadır.

Yoğun bakıma yatan hastaların %50’sinden fazlasında neden, kontrol altına alınamayan yüksek tansiyondur.

Gelişmiş ülkelerde dahil yüksek tansiyonlu hastaların %50’si hastalığını bilmemektedir. Bilenlerin %50’si düzenli ilaç kullanmamaktadır.
İlaç kullananların da %50’si uygun tedavi görmemektedir. Bundan çıkan; tansiyon hastalarının sadece %12.5’inin uygun takip ve tedavilerinin yapılmadığıdır.
Tansiyon tedavisi kişinin yaşına, cinsiyetine, komplikasyonu veya başka hastalıkların olmamasına göre değişiklik gösterir. Asla benim tansiyonuma bu ilaç iyi geldi, sende bunu dene diye tavsiye edilen ilacı kullanmamalıdır.

Mutlak suretle öncelikle uzman bir hekim tarafından ön tetkikler yapılmalı, müteaddit depolar tansiyon ölçülmeli, gerekirse tansiyon holteri takılarak kişi en az 2 saat izlenmeli ve tedavi planı buna göre yazılmalıdır. Yüksek tansiyonluların çoğunluğunda eşlik eden şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği gibi hastalıklar beraber bulunur. Bunlara artık metabolik sendrom denmektedir.
Daha açık bir ifade ile hipertansiyon metabolizma bozukluğu, obezite yani şişmanlıkla birlikte ise metabolik sendrom olarak değerlendirilir ve daha komplike bir tedavi gerekir.
Gelişmiş ülkelerde yetişkinlerde hipertansiyon görülme oranı %25-55 arasındadır.
Avrupa ülkelerinde, ABD ve Kanada %44.2 iken, Kuzey Amerika’da %27.6 bulunmuştur.
Ülkemize yapılan çalışmalarda erişkin nüfusta oran %33.7 bulunmuştur. Yaş ilerledikçe oran %40 ‘ların üzerine çıkmaktadır. 70’li yaşlardan sonra bu oran %60’ların üzerine çıkmaktadır.
Ortalama yaşam süreleri tıptaki gelişmelere ve yeni tedavi metodları ile arttığını, erkeklerde 76, kadınlarda 80’lerin üzerine çıktığını düşünerek tek bir gün her canlı hipertansiyonu tadacaktır diyebiliriz.

Hepimizi bu kadar etkileyen hipertansiyon sebebi nedir diye sorular çok olur. %50 si esansiyel hipertansiyon dediğimiz sebebi bilinmeyen tansiyondur. Burada genetik miras en önemli sebeptir. %10 u ise renorolküler veya bazı böbrek veya böbrek üstü bezlerine bağlı sebeplerdir.

Hipertansiyon demek için kişinin tansiyonu nedir diye bir soruda akla gelebilir.
Normal kan basıncı yani tansiyon düzeni 120/80 mmHg altıdır. Yani büyük tansiyon 120 mmHg, küçük tansiyon 80 mmHg dir. Örneğin; 130/85 mmHg nin üzerinde tansiyon takibe alınmalı ve yakından izlenmesi gereken bir seviyedir. Bu seviyede hemen medikal tedavi gerekeli değildir. Öncelikle yaşam biçimi değişikliği gereklidir. Sigara kullanan bir tansiyon hastası adayının hemen sigarayı bırakması, kilo fazlası varsa zayıflatılması, stresi varsa bununla baş etmeyi öğretilmesi, eşlik eden diabet veya kolesterol yüksekliği varsa sıkı bir diyet verilmesi, hepsinden önemlisi tuzun kesilmesi gereklidir. Tuz en zararlı besindir. Maalesef ülkemizde tuz tüketimi gelişmiş ülkelere göre çok yüksektir. Avrupa da günlük tuz tüketimi 6 gr iken bizde 18 gr dır. Sağlık bakanlığının sigara kullanımından sonra, restoranlarda tuz yasağını getirmesi çok olumlu bir gelişmedir. Erişkinlerin günlük besinleriyle (sebze-meyve-et-balık-ekmek gibi) aldıkları tuz yeterlidir. Kesinlikle ilave tuz kullanılmamalıdır.

Tansiyonun en dikkatle tedavi edilmesi gereken bir başka durum da hamilelik dönemidir. Gebelikte yüksek tansiyon preaklamu ve eklampsiye sebep olarak, hem annenin hem de bebeğin yaşamını tehtid etmektedir. Hamileliklerde tuz kısıtlaması çok önemlidir. Hamilelikte ilaç kullanımı da çok kısıtlıdır. Birçok tansiyon ilacı fetus’a zararlı olmaktadır. Mutlaka uzman hekim kontrolünde takip ve tedavi edilmelidir. Kontrol altına alınmasında sıkıntı olduğunda erken sezaryanı düşünmek gerekebilir.

Tansiyon bu kadar yaygın görülmesine ve çok ciddi organ hasarları yapmasına karşılık, kendini tedavi eden ve hem sosyal hayatını hem de yaşam süresini olumsuz etkilemeden kontrol edebilen ve düzeltilebilen bir hastalıktır. Tedavi seçenekleri çok fazladır. Ama ilaç tedavisine başlamadan önce veya ilaç tedavime başlansa da ilk yapılacak şey yaşam stili değişikliğidir.
  1. Kilo vermek
  2. Diyette tuz kısıtlanması
  3. Fiziksel aktivitede
  4. Alkol tüketiminin kısıtlanması
  5. Sigaranın kesinlikle bırakılması
  6. Meyve ve sebzelerden zengin doymuş ve yağ oranı düşük diyet uygulanması gerekir.
Tedavide 1970’li yıllarda idrar söktürücüler, 1980’li yıllarda özellikle kalbi koruyucu özelliği olan ilaçlar, 1990’lı yıllarda böbrek koruyucu özelliği ön planda olan ilaçlar, 2000’li yıllarda gerek kardial gerek böbrek koruyucu özelliği olan ilaçlar kullanılmış ve kullanılmaya devam edilmektedir.
Yazımın başında da bahsettiğim gibi hipertansiyon tedavisi kişiye özeldir. Erkeklerde tercih edilen, kadınlarda tercih edilen ilaçlar, kalp hızı fazla olan veya kalp hızı az olan kişilerde ilaçlar farklıdır. Her ilacın etkisi ve yan etkileri farklıdır. Seçimi uzman hekimlere bırakmak gerekir.


Tüm hastalarımıza ve okurlarımıza normal tansiyonlu, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam diliyorum…